• Yayın Tarihi: 01.04.2014 Salı | Okunma Sayısı: 358

    Zaman Hızla İlerliyor…

    Değerli meslektaşlarım;
     
    Zaman hızla ilerliyor…  
     
    2014 yılının ilk üç ayı ile birlikte Yerel Seçimlerimiz bile akıp geçti. 1 Nisan derken! peşi sıra 14 Mayısı konuşuyor olacağız.
     
    2014 yılının ilk ayları odamız açısından bir hayli hareketli geçti. Türk Eczacıları Birliği’nin 2013 yılı Ekim ayında gerçekleştirilen büyük kongresinde; TEB yardımlaşma sandığı aidat borcu olan eczacı odası üyelerinden bir kereye mahsus olmak üzere faiz alınmayacağı, ana borç ödemesi yapanların faiz borçlarının silineceği kararı alınmıştı. Bizim de yaptığımız tam olarak buydu. Duyurmak…
     
    Eğer bu kararı duyurmamış olsaydık, bu kez görev ihmali yaptığımız gibi, faiz affından yararlanmak isteyen meslektaşlarımızın ileride bizim yüzümüzden faiz ödemesine sebebiyet verecektik. Biz sorumluluğumuzun bilincinde olarak, üyelerimize ulaşarak bilgilendirilmesini sağladık. Böylece, üyelerimizin birikmiş borçları nedeniyle mağdur olmalarının önüne geçmiş olduk(!).
     
    Bu süreçte Yönetim Kurulumuzun ilk icraatı olarak üyelerden para toplamak olduğu yönünde tarafımıza ithamda bulunuldu. Bu eleştirilerin yanı sıra; TEB yardımlaşma sandığı üyesi olduklarını bilmediklerini ifade eden üyelerimiz de oldu. Bir başka hususta, üye aidatı ödenmesi gerektiğini bilmedikleri idi. Üye aidatı ödememize gerek yokmuş, bize böyle söylendi diyen üyelerimiz de oldu.   Bizi eleştirenleri ve düşüncelerini ifade eden üyelerimizi, saygı ile dinledikten sonra, bu kararın TEB kongresi kararı olduğunu ve mevzuat gereği oda üyesi olan bütün meslektaşlarımızın aynı zamanda zorunlu olarak TEB yardımlaşma sandığı üyesi olduklarını anlattık. Yardımlaşma sandığında biriken paraların, aslında meslektaşlarımızın kendi birikimleri olduğunu, istifa etmeleri halinde bu birikimlerin kendilerine iade edileceğini hatırlattık.
     
    Eczacı odalarının kamuda ve özel sektörde çalışan meslektaşlarımız ile eczacılık mesleğini sürdürmeyen meslektaşlarımızın katkısı ve tecrübeleri ile daha ileriye gideceğinin farkındayız. Eczacı odalarının sadece eczane eczacılarının odası olarak anılmasını da istemiyoruz. 
     
    Mevzuat gereği, eczane eczacısı olmayan meslektaşlarımızın üyelikleri kendi isteklerini bırakılmıştır. Kamu eczacılarının üye aidatları da mevzuatta yarı oranda azaltılmıştır. Bu bilgiler ışığında, üyelikleri zorunlu olmayan eczacılardan sembolik miktarda TEB yardımlaşma sandığı aidatı alınması için yönetmelik değişikliği yapılmasına ilişkin Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti’ne teklifte bulunduk. 
     
    Yakın zamanda, Türk Patent Enstitüsünden “eczacı” ibaresinin marka tescilinin yapıldığının eczacı kamuoyunda yer bulması üzerine gerekli çalışmayı yaparak, hemen yargıya gittik. Mahkemede odamız haklı bulundu ve ihtiyati tedbir kararı alındı. 
     
    Ankara ilindeki eczanelerin açılış ve kapanış saatlerini düzenledik. Bu konu hakkında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü ile ortak yürüttüğümüz çalışma sonucunda, eczane açılış saatlerini bir saat ileri aldık. Ankara Eczacı Odasının varoluş sebebi olan meslektaşlarımızın görüşlerini tespit etmek için bu konuda anket yaparak mesai saatlerinin planlamasını ona göre yaptık.
     
    Yakın zamanda açılan eczanelerimizi Yönetim Kurulu üyelerimizle birlikte ziyaret ettik. Bundan sonra da ziyaretlerimize devam edeceğiz. Yeni açılan eczanelerin yanı sıra, diğer meslektaşlarımızı da eczanelerinde ziyaret edeceğiz. Meslektaşlarımızın her türlü dilek, öneri ve şikayetlerini dinlemeye, çözüm üretmek için çalışmaya devam edeceğiz. Odamıza gelen veya bizi arayan meslektaşlarımızın bize ayırdıkları sürelerini en iyi şekilde değerlendirmek için gayret göstermeye devam edeceğiz.
     
    Odamız bünyesinde kurulan komisyonların çalışma raporlarını web sayfamızda yayınladık. Bundan sonra da yayınlamaya devam edeceğiz. Odamızın faaliyet raporlarının bir kısmını üyelerimize sunmuş olduk.
     
    Terazilerin periyodik muayenelerinde sistem değişikliğine gidilmesi üzerine, meslektaşlarımıza kolaylık sağlamak adına yetkili firmaların hepsinin isimlerini web sayfamızda yayınladık. Yönetmelik değişikliği ile, terazi muayeneleri özel şirketlere verilirken gramların muayeneleri Ticaret Sanayi İl Müdürlüklerinin görevleri arasında kalması nedeniyle üyelerimizin iki kez işlem yapmaması için, ilgili firmalar ile görüşme yaparak, ek ücret talep edilmeksizin gram muayenelerinin yapılmasını sağladık.
     
    Meslek içi eğitimlerimiz artarak devam ediyor. Meslektaşlarımızın göstermiş olduğu yoğun ilgiden çok memnun oluyoruz. Onları faaliyetlerimizde görmekten ve yönetici arkadaşlarımla birlikte, bire bir sohbetlerde bulunmaktan, birlikte vakit geçirmekten çok mutlu oluyoruz. 
     
    2014 Kasım ayında, Uluslararası Reçete Dışı Farmasötik Ürünler ve Medikal Ürünler Kongresini Kıbrıs’ta düzenlemeyi planlamaktayız. Bu amaçla hazırladığımız teknik şartnameyi ilgili firmalara duyurmasını Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinden (TÜRSAB) istedik. Şartnameyi alan firmalardan gelen teklifleri şeffaflık ilkesi dahilinde değerlendirerek, en uygun teklifte bulunan firmayı tespit ettik. Ekonomik anlamda üyelerimize maddi külfet getirmeden bu kongreyi düzenleyeceğiz. Gerçekleştireceğimiz Uluslararası kongreye bütün meslektaşlarımızı şimdiden davet ediyoruz.
     
    Sayın meslektaşlarımız;
     
    Eczacı ibaresinin patenti, birikmiş üye aidatları ve mesai saatlerinin düzenlenmesi hususlarında olduğu gibi, önümüze gelen ve halihazırda devam eden sorunlarımızı görmezden gelmeyeceğiz. Eleştirilebiliriz korkusu ile kronik meselelerin etrafından dolaşmayacağız. Bu süreçte de açık ve şeffaf olmaya devam edeceğiz.  
     
    Hızlı geçmesine rağmen aslında çokta uzun olmayan bu süreçte gerçekleştirdiğimiz hususları sizlere kısaca aktardım. Önümüzdeki günlerde de Yönetim Kurulu arkadaşlarımla birlikte çalışıp üretmeye devam edeceğiz.
     
    Saygı ve sevgilerimle…
     
     
     
     
                                                                                                                                                                                                                                                     ECZ. SÜLEYMAN GÜNEŞ
                                                                                                                                                                                                                                                                 BAŞKAN
     
     
  • Yayın Tarihi: 18.03.2014 Salı | Okunma Sayısı: 251

    NE KAZANDIK…

    Bireylerin, yerel ve merkezi karar ve yönetim organlarına (Belediye Başkanlığı, TBMM, Muhtarlık gibi) seçilecek kişileri oylarıyla belirleyebilme ve buralara seçilmek için aday olabilme hakkına “Seçme ve Seçilme” hakkı denir.
     
    Seçme ve seçilme için yasal birtakım koşullar vardır. Bu koşullar olmadan kişiler seçilemez ve seçemezler. Ülkelere göre de bu, farklı şart ve kriterlerde olabilir. Örneğin; kadınların oy kullanamaması, tahsil seviyesine göre oy’un adet biriminin farklı olması, toplumsal sınıf ayrımları gibi.
     
    Ülkemiz tüm bu farklılıkları Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK sayesinde eksiksiz ve tam olarak uygulayan ender ülkeler arasındadır.
     
    Önümüzdeki süreçte Muhtarlık, Belediye Meclisi ve Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Genel Seçimler yapılacaktır.
     
    Demokrasinin gereği olarak yapılan seçimlerde aday olmak ne kadar güzel ve önemli ise adaylar arasından tercih ettiğimiz parti ve kişileri seçmek de o kadar önemlidir. O veya bu kişinin iktidara gelmesini istiyorsanız veya istemiyorsanız bunun tek yolu vardır o da demokratik hakkın kullanılmasıdır. Yani gidip oy kullanmaktır. Ben o kişiyi veya bu kişiyi istemiyorum bu yüzden de gidip oy kullanmıyorum mantığı oldukça yanlış bir mantık olup, istemediğiniz o veya bu kişiye oy vermiş olmanız kadar önemlidir.
     
    Lütfen seçimlerde sandık başına gidiniz, oyunuzu o kişi veya partiye bu kişi veya partiye kullanınız; ama, mutlaka kullanınız.
     
    Ülkemiz; demokrasinin gereği olsa gerek sıkıntılı günler yaşamaktadır.
     
    Bu süreç, demokrasinin ülkemizde ne denli yerleşik olduğunu ya da demokrasiyi kabullenemediğimizin göstergesi olarak tarihteki yerini alacaktır. Kimi siyasetçilerin doğum sancısı diye tanımladığı bu süreci, kimileri iç provokasyon derken kimileri de dış provokasyon diye nitelendirmektedir.
     
    İster iç isterse dış, adı her ne olursa olsun provokasyona gelmeden aklı bir, akli salim şekilde, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini düşünerek daha dikkatli olmamız gerekmektedir.
     
    Provokasyonda dikkat edilecek en önemli husus; sadece vatandaşın provokasyona gelmesi değil aynı zamanda devletin güvenlik birimlerinin de bu konuda dikkatli ve uyanık olmaları hususudur.
     
    Bazen vatandaş içindeki deli dalgayı, heyecanı, belki de öfkeyi atmak için yürüyecek, bağıracak ve eylemler yapacaktır. İşte burada devlet; devlet babalığını, devlet analığını göstermelidir.
     
    Eğer devlet baba, devlet ana, hataları görmezlikten geliyorsa, sarılıp kucaklıyorsa, bazen öfkenin dinmesi için sabır gösteriyorsa, denizin kabarık suyunun dinmesini bekliyorsa işte bu durumda babalık-analık görevini yapmış olur. Aksi takdirde Berkin ELVAN, Burak Can KARAMANOĞLU gibi çocuklar hayatlarını kaybetmeye devam edecek ve belki de ellerine silah almış olacaklardır.
     
    Ne kazandık. Koskoca bir hiç ve kaybedilen canlar…
     
    Tüm vatandaşlarımız ve yetkilileri daha salim düşünmeye, tıpkı Burak ve Berkin’in babaları gibi aklı salimliğe, birlik ve beraberliğe davet ediyorum.
     
    Sessiz sedasız başlayan seçim maratonu son düzlüğe girerken olanca hızıyla ve şiddetiyle devam etmekte.
     
    Mutlaka bunun sonucunda birileri seçim zaferini kazanmanın mutluluğu ile ya vatandaşın beklentilerini yapmak için çalışacak ya da sistem kendi çarkı içerisinde dönmeye devam edecek.
     
    Bu sessiz sedasız süreçte, ilaç fiyatlarındaki düşüşler ve piyasada bulunmayan ilaçların sayısında artışlar devam etmektedir. Bu durum hem meslektaşlarımızın hem de vatandaşlarımızın mağduriyetini artırmaktadır.
     
    Global bütçe düşüncesiyle fiyat ve hizmet anlayışı değerlendirmesi içerisinde hemen ilk akla gelen ilaç fiyatlarıdır.
     
    Referans ülkelerdeki ilaç fiyatlarındaki düşüş, aynı ülkelerde referans olmaları nedeniyle sürekli değişime uğramaktadır. Bunun hiçbir zaman sonu gelmeyecektir. En son tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar sorusunun döngüsü bitinceye kadar da devam edecektir.
     
    Son söz; ilaç fiyatlarında referans fiyatlandırma yönteminden vazgeçilmeli ve artık biz eczacılar ilaç fiyatlarının düşmesine dur demeliyiz. 
     
    Ucuz ilaç politikası sona ermelidir. Bu politika yüzünden artık ayakta kalma mücadelesi sadece biz eczacıların değil, ilacını temin edemeyecek hale gelen hastalarımızın da yaşam mücadelesi haline gelecektir.
     
    Saygılarımla.
     
     
     
                                                                                                                                                                                      ECZ. SÜLEYMAN GÜNEŞ
                                                                                                                                                                                                     BAŞKAN
  • Yayın Tarihi: 20.01.2014 Pazartesi | Okunma Sayısı: 1385

    TORBADAN ÇIKTI RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANDI

    Değerli Meslektaşlarım; 
     
    Kamuoyunda “Tam gün yasası“ ve “Torba yasa” olarak bilinen  “Sağlık Bakanlığı Ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 18 Ocak 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
     
    Kanun metninde, eczanelerin toptan satış yapamayacakları ve ihalelerle giremeyeceği gibi önemli maddeler yer aldı. Bu hususlar kuşkusuz eczacılık camiasında tartışılacaktır. Yasa ile, eczaneler arasındaki takas işlemine de olanak sağlandı. Ancak, takas işleminin neler içerdiği açıklığa kavuşturulmalı ve eczaneler arasından fatura ile ilaç alış verişine olanak sağlanmalıdır. Önemli diğer bir husus, eczanelerin açılış işlemlerinde, herhangi bir kurum - kuruluştan kayıt belgesi aranmayacağının belirtilmiş olmasıdır. Bu maddeden hareketle, eczacıların Tarım Bakanlığından müsaade almasına gerek olmadığı ve ticaret sicili alınmaması (!) için girişimlerde bulunulması gerekmektedir. Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu olarak, bu iki hususun takipçisi olacağımızı ve gerekli girişimlerde bulunacağımızı bilmenizi isterim. 
     
    Yayımlanan yasa; saf olmayan veya ruhsatında belirtilen özeliklere uygun olmayan ilaç imal edilmesi, bilerek satılması ve ruhsatsız ilaç imal edilmesi durumunda önemli miktarda para cezası verilmesini ve eczacıların internet sitesi açamayacakları hususunu da yürürlüğe getirdi.
     
    Ancak, bence yasadaki en önemli husus reçete toplatılmasına ağır para cezası getirilmesidir. Esas itibari ile böyle bir hükme ihtiyaç duyulmaması hepimizin ortak düşüncesi ve temennisidir. Ancak, ihtiyaçtan doğan bu hükmün yasallaşmasından da memnuniyet duyduğumu belirtmeliyim. Mesleğimiz açısından etik bozulmaya yol açan ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturan reçete toplatma ile mücadele anlamında, eczacı odaları ve İl Sağlık Müdürlüklerine yeni yasa avantaj sağlayacaktır.
     
    Sağlık kurumlarındaki bazı kişiler ile işbirliği yapılması, simsarlardan reçete alınması ve sağlık kuruluşlarında reçete toplatmak için personel bulundurulması durumunun tespit edilmesi durumunda, hem eczacıya hem de aracılara beş bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilecek, tekrarı hâlinde daha önce verilen cezanın iki katı ceza uygulanacaktır.
     
    Etik çalışan meslektaşlarımızın haklarını korumak için, Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu olarak bu yasa maddesinin uygulanması için kararlı olduğumuzu belirtmek isterim. Torba yasanın TBMM’de kabul edilmesinin akabinde, bu konu ile ilgili olarak gerekli makamlarla görüşmelere hemen başladık. Önümüzdeki günlerde de, reçete toplatma ile ilgili tespitler yapıldığında gereğini yapacağız.
     
    Sevgili meslektaşlarım; web sayfamızda da duyurduğumuz gibi Eczacılıkta Uzmanlık yasa taslağı TBMM’de görüşülüyor. Önümüzdeki günlerde Genel Kurul’dan geçerek yasalaşması beklenen Eczacılıkta Uzmanlık Kanununu yakından takip ettiğimizi bilmenizi isterim. Konu ile ilgili olarak Akademisyenlerimizle bir araya gelerek durum değerlendirmesi yapmak, sonucu TBMM Sağlık Aile ve Çalışma Sosyal İşler Komisyon Başkanlığı’na iletilmesini sağlamak olacaktır.
     
    Diğer taraftan özellikle kamuda çalışan meslektaşlarımızı yakından ilgilendiren TEB Yardımlaşma Sandığı ve Oda aidatları ile ilgili borçlu olan üyelerimiz için çıkarılan bir faiz affı gündeme geldi. TEB 39. Olağan Büyük Kongresinde alınan karar neticesinde borçlu üyelerin borçlarını 31 Ocak 2014 tarihine kadar ödemeleri durumunda faiz alınmaması kararı alındı. Bu kararın tüm borçlu üyelere iletilmesi tarafımıza bildirildi. Bizlerde yasal görevimiz gereği bu durumu bir mektup ile üyelerimize bildirdik. Bildirim yapmamamız durumunda hem faiz affından yararlanmak isteyen üyeler mağdur olacak hem de Yönetim Kurulu olarak durumun üyelere bildirimi için gerekli olan sorumluluğu yerine getirmemiş olacaktık. İşte bu nedenle Oda ve Yardımlaşma Sandığı’na borcu olan üyelere bilgilendirme mektupları gönderilmiştir.
     
    Yoğun gündemle başladığımız 2014 yılı içerisinde mesleğimiz için çalışıp üretmeye devam edeceğimizi bildirir, hepinize saygı ve sevgilerimi sunarım.
     
     
    ECZ.SÜLEYMAN GÜNEŞ
    BAŞKAN
  • Yayın Tarihi: 30.12.2013 Pazartesi | Okunma Sayısı: 420

    SORUNSUZ YENİ BİR YIL DİLEKLERİMLE..

    2013 yılı içinde barındırdığı güzellikleriyle gelip geçti. Şimdi ise önümüzde koskoca yeni bir yıl…

    Geçtiğimiz yıl için geriye dönüp baktığımızda, mesleki ve ülkenin sosyoekonomik durumu bakımından olumlu ve olumsuz birtakım olaylar olduğu kesindir.

    Mesleki yönden baktığımızda;

    • Kamu kurum iskontosu bizim sırtımızdan karşılanmaya devam etmiş,
    • İlaç fiyatlarındaki düşüşler ve Euro’nun gerçek ekonomik değeri üzerinden işleme konmaması nedeniyle ciro kaybı oluşmuş,
    • Fiyat düşüşleri nedeniyle stok zararları oluşmuş,
    • Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikler devam etmiş,
    • Reçete ve/veya raporlarda yapılan hatalar nedeniyle kesintiler oluşmuş,
    • Bazı hastanelerde eczacı kadrosuna atamalar yapılmamış,
    • Bazı ilaçların piyasada bulunmaması nedeniyle sıkıntılar oluşmuş,
    • Bazı ilaçların merdiven altı olarak sahtelerinin üretimi yapılmış,
    • Etik bozulmalar devam etmiş,
    • Muvazaalı eczane açma teşebbüsleri devam etmiş,

    Bunlar gibi daha da maddeler sayılabilir.

    Son günlerin en önemli gelişmesi ise TBMM’ de görüşülen ve görüşülecek olan Torba Yasa ile oluşacak şekillenmedir.

    Torba yasa ile 984, 1262 ve 6197 sayılı Kanunlarda yeni düzenlemeler yapılmış, yapılan bu düzenlemelerin bir kısmı TBMM’ de kabul edilmiştir.

    Yasa taslağında bulunan bazı ifadeler ise 2014 yılında görüşülecektir.

    Görüşmeler sonucunda kabulünü müteakiben Cumhurbaşkanlığı makamınca onaylanıp, Resmi Gazete’ de yayınlanmasının ardından yürürlüğe girecektir.

    Bu kanunlarla ilgili olarak Yönetmeliklerin yayınlanarak biran önce uygulamaya geçmesi ise olayın bir başka boyutu olacaktır.

    Yönetmeliklerle; reçete toplama, yönlendirme, reçete ve ilaç simsarlığı yapılması müstahzarların özelliklerinin değiştirilerek piyasaya arz edilmesi, ilaçların tağşiş edilmesi bu ürünlerin imalatında ve satışındaki sorumlulukları, toptan ilaç satışının yapılıp yapılamayacağı gibi olgular tam olarak şekillenecektir.

    Önümüzdeki süreçte bunların hepsini yaşayarak göreceğiz.
    Yine olumsuz yaşanan bir başka olgu ise; eczacıların ticaret sicil numarası alma zorunluluğunun gündeme gelmesi ve alınacak ticaret sicil numarasının diğer tacirler gibi kullandığımız satış vesikaları üzerinde belirtilme zorunluluğu getirilmesidir.
    Yaklaşık 15 yıldır gündeme getirilmeye çalışılan ticaret sicil numarası olgusunu 6102 sayılı Kanun da 2012 Haziran ayında yapılan değişiklik ile hayatımıza dahil olmuş ve bu 2013 yılı Aralık Ayı’nın ana gündemini oluşturmuştur.

    Konu ile ilgili olarak Yönetim Kurulumuz ticaret sicil numarası uygulamasının iptali için sözlü görüşmelerde bulunmuş, çözümlenemeyince dava açmıştır.

    Umuyor ve diliyorum ki iptal davası lehimize sonuçlanır ve sağlık hizmeti yönünde danışman kimliğimiz ASIL olur, TACİR yaftasının sırtımızdan kalkması sağlanmış olur.

    Şimdi önümüzde koskoca bir 2014 yılı var. Koskoca diyorum ama geriye dönüp baktığımızda 2013 yılının çok hızlı geçip gittiğini göreceğiz.

    2014 yılının mesleğimize ve ülkemize olumlu katkılar getirmesini, tüm istek ve dileklerimizin gerçekleşeceği sağlık, huzur ve istikrarın olacağı NİCE MUTLU SENELER dilerim.

    Saygılarımla.

     

    ECZ.SÜLEYMAN GÜNEŞ
    BAŞKAN
  • Yayın Tarihi: 10.12.2013 Salı | Okunma Sayısı: 479

    Kongre'nin Ardından

    Sayın Meslektaşlarım,

     

    Ankara Eczacı Odasının seçimli olağan genel kurulunun ardından, Türk Eczacıları Birliği seçimli olağan genel kurulu da tamamlandı. 39. Dönem Türk Eczacıları Birliği kongresinde yaptığım konuşmamda belirttiğim gibi, Ankara Eczacı Odası olarak, geniş katılımlı bir yapının kurulması ve önümüzdeki zor dönemde bu yapı ile yol alınması için elimizden geleni yaptık. Bu nedenle, gerek sayın ÇOLAK’ ın listesinde yer almamız önerisini, gerek muhalif grubun Ankara Eczacı Odası başkanlığında bir liste çıkartılması yönündeki tekliflerini kabul etmedik. Ancak, geniş katılımlı bir yapının kurulabilmesi mümkün olmadı. Bu noktada, tek liste ile seçime giren ve görevine devam eden Sayın Erdoğan ÇOLAK ve arkadaşlarının başarılı bir dönem geçirmesini temenni ediyoruz. Ankara Eczacı Odası yönetimi olarak; önümüzdeki dönemde Türk Eczacıları Birliği yönetiminin atacağı olumlu adımları desteklerken, olumsuz durumları ve eleştirilmesi gereken hususları da gündeme taşıyarak gereken eleştiriyi de yapacağız. Ankara Eczacı Odasının yönetim kadrosunu oluşturan donanımlı ve deneyimli kadromuzla bizlere ihtiyaç duyulduğunda elimizden geldiğince yardımcı olacağız.

     

    Ankara Eczacı Odası seçimlerinden sonra, 2013 yılı SGK protokollerinin imzalanması ve Türk Eczacıları Birliği seçimlerinin yapılması esnasında, odamızın yapılanma çalışmalarını da aynı anda yürüttük. İlk yönetim kurulu toplantımızda denetçi eczacılarımızı atadık. Denetim Komisyonu ve Muvazaa Komisyonumuzu teşkil ettik. Bu komisyonlarımız hemen çalışmaya başladı.

     

    Bu arada, web sayfamız aracığı ile meslektaşlarımızın önemsediği üç konuyu bizlere bildirmesini istedik. Çok sayıda geri dönüş aldık. Bunların üzerinde gerekli çalışmalarımızı başlattık. Temsilcilerimiz ile diğer komisyonlarımızın oluşturulması esnasında da meslektaşlarımızın yoğun ilgisi ile karşılaştık. Bize katkı vermek isteyen bütün meslektaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.

     

    Temsilcilerimizin oluşturması esnasında bir ilke imza atarak,  kamu eczacılarının görev yaptığı kurumlarda ve Eczacılık Fakültelerinde de temsilcilikler oluşturuyoruz. Bunun yanı sıra, Kamu Komisyonumuzda yeni yapılanmaya giderek görevine başladı. Genel Sekreterimiz başkanlığında kurulan Kamu Komisyonu, kurumlara göre alt birimlerden oluştu. Böylece, farklı özellikler gösteren kurumlarda ki çalışanların desteği ile daha etkin, katılımcı ve başarılı çalışmalar yürüteceğimizi düşünüyoruz.

     

    Eczanelerinde özveri ile hizmet veren meslektaşlarımızın sorunlarını çözmek için de hemen çalışmalara başladık. Bu maksatla çeşitli kademelere ziyaretlerde bulunduk. Hepimiz tarafından bilinen sorunlarımıza dikkat çektik. Eczanelerimizdeki hayatın olağan akışı içerisinden örneklerle farklı bir bakış açısı oluşturmayı denedik. Tıbbi sarf malzemelerinin eczanelerden Medula Eczane Provizyon aracılığı ile verilmesinin hızlandırılması için çaba sarf ediyoruz. TİTUBB kaydı gerekmeyen hasta alt bezlerinin, şeker ölçüm çubukları gibi Medula Eczane Provizyon sistemi üzerinden verilebilmesi için öneride bulunduk.

     

    Sayın meslektaşlarım,

     

    Genel sekreterlik yaptığım dönemlerde de olduğu gibi, bundan sonra da kapımın bütün meslektaşlarıma her an açık olduğunu belirtmek istiyorum.

    Beni ziyaret eden veya telefonla arayan bütün meslektaşlarımın, değerli vakitlerini benim için kullandıklarının farkında olarak, hiç sıkılmadan, başkalarına havale etmeden, önerilerini veya sıkıntılarını dinleyeceğimi.

    İlettikleri hususlar için çözüm ortağı olup,  önerlerini hayata geçirmek için çalışma yürüteceğimi bilmenizi isterim.

     

    Saygılarımla…

     

  • Yayın Tarihi: 18.11.2013 Pazartesi | Okunma Sayısı: 234

    Teb 39.Dönem Kongre Konuşması

    Sayın Divan,

    Merkez Heyetimizin sayın başkanı ve yöneticileri, Denetleme Kurulumuzun sayın başkan ve üyeleri, Türkiye’nin dört bir yanından gelen oda başkanları ve Genel Kurul Delegeleri, değerli basın mensupları. Şahsım, Ankara Eczacı Odası ve Ankara’daki tüm meslektaşlarım adına sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

    39. Genel Kurulumuz vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirtiyor, Başkentimize hoş geldiniz diyorum.

    Sözlerime başlamadan önce bu yıl 90. yaşını kutladığımız Cumhuriyeti ve bu günlerimizi borçlu olduğumuz Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, 10 Kasım haftası olması nedeniyle saygıyla ve minnetle anıyorum

    Ayrıca TEB eski saymanlarından ve odamız üyelerinden Erkal Alphan’ı ve bu vesile ile hayatlarını kaybeden diğer meslektaşlarımı rahmetle anıyorum.

    Kamu Kurum İskontoları, stok zararları, meslek hakkı, nöbet hakkı v.b. gibi sorunları tek tek saymayıp, tekrarlama olmaması için, durum değerlendirmesi yapma adına konuşmamı oldukça kısa tutacağım.

    Değerli meslektaşlarım;

    Oda seçimleriyle başlayan uzun ve yorucu bir seçim dönemini yarın tamamlayacağız. Seçimlerimizin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bu süreçte hepimize büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.

    Sağlıkta dönüşümle başlayan değişim sonucunda geldiğimiz nokta ortadadır. Bu salonda, aranızda “benim işim her gün daha da iyiye gidiyor” diyebilen bir meslektaşım var mıdır?

    Dün, sevgili başkanımız Erdoğan Çolak 17.000 civarında eczanenin sıfır iskonto yaptığını söyledi.  Bu rakam 2012 hasılat verilerine göre hesaplanan rakamdır.

    2013 eylül sonu itibarıyla bu sayının 18.500 civarında olduğunu da biliyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar ürkütücü bir manzara.18.500 eczane içerisinde, en iyi tarafından bakıldığında, eczane başına düşen ortalama ciro 40bin TL civarında demektir.

    Bu ciroyla bir eczanenin masraflarını çıktığınızda 3.000 TL civarında para kazanmaktadır. Bu şu demek arkadaşlar.  18.500 eczanemiz; dolayısıyla eczacımız, memurlaştırılmıştır. Eğer bir şekilde önlem alamazsak, bir çok meslektaşımız işsiz kalmaya başlayacaktır ki bu da çok tehlikeli durumdur.

    Eczane ekonomilerinin hızla iyileştirilmesi bizim birinci önceliğimizdir. Bunun için birçok önerilerimiz var. Bunları bir kitapçık halinde bastırdık ve dışarıdaki standımızda sizlerin dikkatine sunuyoruz. Aslında pek çoğumuzun bildiği ve vakıf olduğu konular. O halde hastayı ayağa kaldıracak reçeteyi biliyorsak, neden iyileştiremiyoruz?

    İşte tam da bu noktada, bizlerin meslek örgütü yöneticileri olarak kendimizi sorgulamamız gerekmez mi? Son dönemlerde örgütümüzün göstermiş olduğu mutlak ayrışma acaba bu sorunların ortaya çıkmasında ne kadar etkili olmuştur?  Hem merkez heyetimizin hem de muhalefet yapan odalarımızın bu noktada bir özeleştiri yapması kaçınılmazdır.

    Değerli meslektaşlarım;

    Bu ayrışma bize ne kazandırdı, ne kaybettirdi? Gelin biraz analiz edelim.  Önce ticari iskontolar gitti. Raf zararları sırtımıza bindi. Şimdilerde ise her cuma erimeye devam ediyoruz. Soruyorum size; buna daha ne kadar dayanabileceksiniz? Ne kadar tahammül edeceksiniz?

    Yine dün başkanımız açılış konuşmasında söyledi. Sanayi bizi dışlamış durumda. Muhatap bile kabul etmiyor. Bizden alıp kuruma vermeye devam ediyor. Bu durumda en büyük tehlike; eczanesindeki meslektaşımızın yitirdiği özgüven, içine düştüğü yalnızlık ve umutsuzluk duygusudur.

    Evet sevgili dostlar. Ayrılmışlığın ve ayrışmışlığın bize kaybettirdiklerini saymaya bu kongrenin süresi yetmez. Peki ne kazandık? Koskoca bir hiç.

    İşte yarın öyle bir yapıyla buradan çıkmalıyız ki, herşeyden önce, eczacıya yeniden güç ve umut vermeliyiz. Yeniden katılımcı, tartışan ve dayanışma içerisinde hareket eden, herşeyden önce geleceğe umutla bakan bir örgütlü yapıyı oluşturmak zorundayız.

    Bu gün en çok ihtiyacımız olan şey birlik ve beraberliktir. Türkiye’deki eczacı kamuoyunun beklentisi bütünleşik tek listedir. Salondaki sayın delegelerimizin büyük bir çoğunluğunun da bu beklenti içerisinde olduğundan eminim. Ankara Eczacı odası olarak bunun gerçekleşmesi için üzerimize düşeni yaptığımızı, tüm delege arkadaşlarımın bilmesini isterim.

    Böyle bir talebimizin olduğunu merkez heyeti başkanına ilettik. Ama herkesin heyecanla beklediği, bizim de çok istediğimiz bütünleşik tek liste, sanırım bu seçimde de beklentiden öteye geçemeyecek gibi görünüyor.

    Sayın Başkandan merkez heyeti üyeliği için teklif aldık. Muhalif eczacı odalarından da benim başkanlığımda bir liste oluşturulması için teklif aldık.

    Biz her iki teklifi de kabul etmedik. Çünkü bu süreçteki temel hedefimiz, biraz önce de belirtiğim gibi bütünleşik, muhalefeti de kucaklayan, herkesin beklentisi olan tek listenin ortaya çıkmasını sağlamaktı. Bu olmadı.

    Ben hem sayın Başkana hem de muhalif eczacı odalarına tekliflerinden dolayı teşekkür ediyorum.

     Ankara Eczacı Odası bundan sonraki süreçte, çalışıp üretmeye devam edecek. Yeni TEB yönetimi ile işbirliği içerisinde, mesleğimizi daha ileriye taşımak için ne gerekiyorsa fazlasını yapacaktır. Doğruyu alkışlayacak, yanlışı eleştirecektir. Hiçbir zaman ideolojik muhalefet ve yandaşlık yapmayacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi önceliğimiz mesleki doğrularımız olacaktır.

    Bu duygular içerisinde büyük kongremizin mesleğimiz için iyi sonuçlar doğurmasını temenni ediyor, tüm meslektaşlarımı Pazartesi gününden itibaren oluşacak yeni Merkez Heyetimizin etrafında toplanmaya ve mesleği için çalışmaya, Merkez Heyetimizi de herkesi etrafında toplamaya ve kucaklamaya davet ediyorum.

    Saygı ve sevgilerimle.

                                                                                                                                   Ecz. Süleyman GÜNEŞ  

                                                                                                                                                Başkan                                                                                 

  • Yayın Tarihi: 26.09.2013 Perşembe | Okunma Sayısı: 267

    Yeni Döneme Merhaba

    Değerli meslektaşlarım,

    Odamızın Seçimli Olağan Genel Kurul’ u 21-22 Eylül 2013 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir.

    Genel Kurulumuza katılıp söz alan çalışma ve denetleme raporları üzerinde görüş bildiren eleştirileri ile bize katkı veren tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim. 22 Eylül 2013 Pazar günü yapılan seçimler ise son derece demokratik bir ortamda huzur ve sükûnet içerisinde gerçekleşmiştir.  Seçimlerde oy kullanan ve Ankara Eczacı Odası’nın yeni yönetim kadrolarının şekillenmesine katkı veren tüm meslektaşlarımı kutluyorum.

    2 listenin yarışmış olduğu Ankara Eczacı Odası seçimlerinden Odamız daha da güçlenerek çıkmıştır. Oda seçimleri hizmet yarışında bir bayrak değişimidir sadece.  Bayrağı devralan ben ve ekip arkadaşlarım yoğun bir çalışma temposu içerisinde mesleğimiz için çalışmaya devam edeceğiz.  Hiç şüphesiz önümüzde mesleki açıdan bizleri çok zor bir sürecin beklediğini biliyoruz Bu süreçten başarı ile çıkmak ancak sizlerin desteği ile mümkün olacaktır.

    Odamızın yetkili organlarına seçilen arkadaşlarımla ve siz değerli meslektaşlarımın katılımı ile  başarıya ulaşacağımıza olan inancım tamdır. Rotamız bellidir. Sizlere seçim öncesi göndermiş olduğumuz proje kitapçığındaki plan ve programların hayata geçmesi için var gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki mesleki zorlukların üstesinden gelmek için birlik içerisinde tek vücut olarak hareket etmek ve her bireyin kendini çok değerli hissettiği bir çalışma ortamı oluşturmak zorundayız. Bu nedenle bizlere katkı vermek isteyen tüm meslektaşımızı, komisyonlarımızda,  düşünmeye, çalışmaya ve üretmeye davet ediyoruz. Ankara Eczacı Odası Türk eczacılığında her dönem baş aktörlerden birisi olmuştur. Yeni dönemde odamızın sağlık ve ilaç sektöründeki etkinliğini daha da arttırmak adına etkin politikalar üreteceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Siz değerli meslektaşlarımızdan bu zorlu yolda yürürken bizlere güvenmelerini, inanmalarını ve destek olmalarını diliyorum. Sağlıkla kalın

    Saygılarımla.

    Ecz. Süleyman GÜNEŞ
    ANKARA ECZACI ODASI BAŞKANI